
Kitap Adı: İki Entrika Bir Düğün
Yazar: Nehir Erdem
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
"Yenge ha yenge? Böyle mi tanıttın beni millete?"
"Evet. Ben de böyle cins bi deliyim. Ne yaparsın?"
"Doğru. Yapacak bir şey yok. Sendeki kod bozukluğu..."
"Bana bak… Benle öyle kodumlu modumlu konuşma. Yenge lafından rahatsız oldun ama bi güzel de kurulmuşsun minibüsün koltuğuna."
İşte böyle başlıyor hikâyemiz. Birbirine tahammül edemeyen bir kadın ve bir erkek, iki entrikaya kurban gidiyor, sonrasında birbirlerine mahkûm oluyorlar. Bu oyunda neler yaşanacak bilinmez ama bir yerlerde aşk, hiçbir şart gözetmeksizin yolunu bulur. Birbirlerini bir kaşık suda boğabilecek iki kişi, aşkın tutkusuna ve büyüsüne yenik düşüverir. Her şeye rağmen, her şeye inat…

Benim hissettiklerim ve yaşadıklarım benimle alakalı değil. Sen varsın diye var onların hepsi.
Merhaba canlar! Nasılsınız?
Bugün size senaryolarını yazdığı dizileri izlerken çok eğlendiğim ama daha önce hiç kitabını okumadığımı fark edince şok olduğum Nehir Erdem'den okuduğum ikinci kitabın yorumuyla geldim. Ben önce Yahya'nın hikayesini okumak gibi bir hata yaptım. Çok hayati bir hata değil tabi ki de ama önce İsmail sonra Yahya'yı okursanız daha güzel olur. Çünkü İki Entrika Bir Düğün'ün son sahnelerinde normalde şok olmam gereken bir yer vardı ama ben Yahya'nın kitabını önce okuduğum için olmadım. Ve buna çok üzüldüm. Neyse gelelim yoruma.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki ben Nehir Erdem'in dilini çok seviyorum. Okuduğum iki kitabında da mahalle ortamında geçen hikayeler anlatılıyordu ve yazar bunu size çok güzel hissettiriyor anlatımıyla. Konuşmalar tamamen bir mahalleden geçerken teyzelerden, amcalardan duyabileceğiniz cümlelerle kuruluyor. Bu da hikayenin daha samimi olmasını sağlıyor. Tabi mahalle ağzını direkt olarak kitaba taşıdığı için argo kullanımı da normalin üzerinde oluyor. Ben bu konudan rahatsız olmadığım için okurken herhangi bir sorun yaşamıyorum ama aşırı argoya karşı hassassanız okumaya başlamadan önce bir kez daha düşünün.
Gelelim konuya... İnci ve İsmail bir yanlış anlaşılma sonrasında bir araya gelirler ama bu yanlış anlaşılma aslında çok tatlı bir aşkın başlamasına vesile olur. Evet, konu bu kadar kısa ve öz.
“Seni öpersem... Ne olur komşu kızı?”
“Hiç...”
“Hiç değil komşu kızı. Eğer o dudakları sahiplenirsem, tek helalim olurlar. Benden başkasına haram olurlar. Sadece bana açılırlar. Eğer o dudaklara ulaşırsam, seni kendime ait kılarım komşu kızı. Şimdi, sen karar vereceksin. İlk hamle senin...”
Erkek karakterimiz, İsmail bir minibüs şoförü... Şaşırdınız değil mi? CEO'lar, holding sahipleri falan görmeye alışığız tabi. Dediğim gibi bu tam bir mahalle hikayesi. İsmail, ekmek parası peşinde koşan arkadaşlarıyla kahvede Beşiktaş maçları izlemeyi seven biricik annesi Ayten'in onu "Evlen!" diye darlamasından bunalmış bir adamdır.
İnci ise onların mahallesine yeni taşınmış bir ailenin üniversite okuyan sevimli, hanım hanımcık kızlarıdır ve o da annesinin "Evlen artık." nutuklarından sıkılmıştır. Bu iki garibin yolu da böyle kesişir zaten. Sonra da bir yanlış anlamaya kurban giderler. Ben o yanlış anlama kısımlarını okurken o kadar eğlendim ki... Hele İsmail'in bir mandalina sahnesi var (okuyanlar anladı) kendimden geçtim. Birbirleriyle didişmeleri ayrı tatlı, sevmeleri ayrı tatlı.
Hele İsmail'i dinlerken aynen böyle oluyordum.
Bir de her mahallede olmazsa olmaz kolluk kuvvetler var. Ele başı kesinlikle İsmail'in annesi Ayten, yancısı İnci'nin annesi Sibel, Yahya'nın annesi Müzeyyen ve sinsiler sinsisi Ayşe. Zaten bizimkilerin başını da bu cadılar yakıyor. Özellikle Ayten... Tamam fena falan ama aslında her eve lazım ondan ama gram gram. Fazlası zarar. Oğlu İsmail'le İnci'yi de en başından çok yakıştırıyor birbirlerine.
"Kız bembeyaz pamuk tarlası. Sen kara yağız delikanlı.Patlıcan kızartması üstüne, sarımsaklı yoğurt gibi yakışırsınız birbirinize."
Kitapta her şey iyi hoş da ah şu yazım hataları da olmasa... Sinir etti beni kitap boyunca o hatalar. Özellikle o de'ler... Müptelacığım azıcık daha dikkat et şunlara yahu! Neyse efenim uzun lafın kısası sıcak mı sıcak, eğlenceli mi eğlenceli bir aşk romanı istiyorsanız Nehir Erdem kitaplarına mutlaka bir bakın derim. Ben seveceğinize eminim.
Tabi ki de benden daha azını alamazsın.
5/5



0 yorum:
Yorum Gönder