Blogger tarafından desteklenmektedir.

4 Nisan 2017 Salı

Jessica Clare - Milyoner (Milyoner Erkekler Kulübü 1) | Kitap Yorumu





Kitap Adı: Milyoner (Stranded With a Billionaire)
Seri: Milyoner Erkekler Kulübü 1 (Billionaire Boys Club)
Yazar: Jessica Clare
Çevirmen: Arzu Şensoy
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 352


Masa kuruldu, kartlar dağıtıldı, içkiler dolduruldu. Sıra geldi alınacak ihaleleri, borsa hisselerini, otelleri konuşmaya. Masanın etrafında beş milyoner oturuyor. Bu akşamın konusu ise bir adadaki geleceği parlak bir otel. Logan Hawking gecenin şanslı çıkanı olacak gibi, zaten şu bir gerçek ki Milyoner Erkekler Kulübü üyelerinin lügatinde kaybetmek yok.

- Milyoner Logan Hawking, Bahamalar’da yeni satın aldığı otelini teftişe gider.
- Brontë Dawson, küçük bir lokanta garsonudur ve radyodan bir haftalık Bahamalar tatili kazanır.
- Kasırga adayı talan eder, herkes tahliye edilir; asansörde kalan Logan ve Brontë dışında.

Kasırganın yıkıp döktüğü otelde kalan bu milyoner, hazırcevap garson Brontë’ye karşı poker masasından daha zorlu ve tutku dolu bir mücadeleye yelken açacaktır çünkü “Aşkın deliliği, cennetin lütuflarının en büyüğüdür.”


                                            
Aşkın deliliği, cennetin lütuflarının en büyüğüdür.




Mükemmel bir kitabın yorumuyla geldim size dostlar! Sadece seri adıyla bile benim ilgimi çekmeyi başarmış bir seri bu. Yani baksanıza "Milyoner Erkekler Kulübü" daha ne olsun? İsim bile ben harikayım diye bağırıyor. Neyse uzatmıyorum. Bu kulüp 6 kafa dengi arkadaştan oluşuyor. Ve her kitapta içlerinden birinin hikayesini okuyacağız. Şimdi yorumunu okuyacağınız kitap Milyoner Erkekler Kulübü serisinin ilk kitabı ve grubun lideri Logan Hawking ile felsefe mezunu garson kızımız Bronte Dawson'ın hikayesini anlatıyor.

Tanıtım bülteni yukarıda var ama benim de konuya ufacık değinmem gerekirse eğer Logan Bahamalar'da satın aldığı yeni otelini görmeye gider. Bronte ise o otelde tatil kazanmıştır. Ama beklenmedik bir anda kasırga başlar ve adadaki herkesi tahliye ederler tabi asansörde mahsur kalan çiftimiz dışında. Şu haliyle bile konu sizi kendine çekmeyi başarmadı mı? Hadi itiraf edin.


                       

                              

Öncelikle ben böyle belli bir arkadaş çevresinde gelişen serileri çok severim. Ceo olsun, iş adamı olsun zaten severim. Ki bu seride onlardan çok göreceğiz. Yani bu kitabı sevmemek için hiçbir neden yok :D Aksine kadın karakterin itici olmaması kitabı daha da çok sevmenizi sağlıyor. Birçok kitapta hikayenin bir kısmında kadın karaktere saçma sapan şeyler yaptırıldığını hepimiz biliyoruz ve buna sinir oluyoruz. Bronte gayet aklı başında biri yersiz diyebileceğim hiçbir şey yapmadı. Verdiği tepkiler tam yerindeydi. Hatta bazı durumlarda yaptığı filozof alıntılarıyla kalbimizi fethetmeyi başardı. Hem bizim hem de Logan'ın...




                                  "Başkalarında birçok şeyi affet, kendinde hiçbir şeyi."

                       "Burada oturup tüm öğleden sonra Platon'dan alıntı mı yapacaksın?"

                    "Aslında bu Ausonius'tu. Ve evet. Felsefe diplomasını boşuna almadım."                                                                                                         



İkilinin bir araya gelmesi, tanışması çok samimiydi bence hikayede yapmacık diyebileceğim hiçbir yer yoktu. Logan'ın sevmeye sevilmeye alışık olmayan halleri falan aşırı tatlıydı. Bir de kitabın sonlarına doğru sevgisini kanıtlamak için bir şey yaptı. Allahım dedim işte budur! Zaten sevmiştim kendisini o hareketten sonra eridim, bittim. Kulüpteki diğer arkadaşlarını pek mutlu etmedi bu yaptığı ama olsun. Bizim gönlümüzü kazandı!


Kitap hakkında çok şey söylemek istiyorum ama bir yandan da söylemeyeyim siz alın okuyun istiyorum. Benim gibi bu tarzı seviyorsanız eğer gerçekten bu kitabı da seveceksiniz. O yüzden ben sadece hikayesinin çok ilgi çekici ve akıcı olduğunu söyleyeceğim. Zaten şu alıntıdan sonra da gidip alın yani.



"Sen de bir gün çocuk istiyor musun?" 

Bu zor bir soruydu ama Bronte bunu bekliyordu. Ağzındakileri çiğnerken uzunca bir süre düşündü. Sonra peçetesiyle hafifçe ağzını sildi ve ona aklına gelebilecek tek cevabı verdi. 

"Bir gün, doğru kişiyle. Ya sen?" 

Logan'ın gözleri yine onun üzerindeydi. 

"Bir gün. Ben doğru insanı zaten buldum. Yalnızca onun hazır olmasını bekliyorum." 



Bir de ben özellikle Hunter'ın hikayesini çok merak ediyorum. Bu kitapta az da olsa değiniliyor ve bana nedense Güzel ve Çirkin'i hatırlattı ki çok da alakası yok bence ama okuyanlar anladı. Zaten ikinci kitap şu an çevirideymiş, çok kısa sürede de elimizde olacağına eminim. Heyecanla ikinci kitabı bekliyorum!



0 yorum:

Yorum Gönder

© 2011 Medusa'nın Kütüphanesi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena